8 Mayıs 2011 Pazar

KANAtıLan İSTANBUL

Sayın Başbakan çılgın projesini açıkladı ve yine herzamanki gibi takım tutar gibi parti tutan ülkem vatandaşının Akp'ye sempati duyanların geneli projeyi tartmadan, üzerinde düşünmeden Akp hükümeti yapıyorsa hele birde bu Başbakanın ağzından açıklanıyorsa bunda hiçbir hata yoktur diyerek avuçları patlayıncaya kadar alkışlamaya başladılar.Karşı çıkanları ise vatan hainliğine kadar giden bir dille suçluyorlar.
Karşı çıkanların dayandığı nokta ise Akp ne yaparsa yanlış yapar.Halbuki karşı çıkışlarının altını biraz doldurabilseler en azından destek bulacaklar.Ama siz itiraz noktanızı getirip bütçe, maliyet gibi maddiyata veya uluslararası antlaşmalara aykırılığına getirirseniz kusura bakmayın ama bu kanal yapılır ve sizde vay be dersiniz.
Ne yazıkki günlerdir konuşuyorsunuz ama yapılsın diyenlerde yapılmasın diyenler de aynı noktadasınız.Hiçbirinizin İstanbul'a verilecek zararla ilginiz yok.Çünkü sağınızında, solunuzunda, tek bir ölçü birimi var; çıkarınız.
Kimsenin umurunda değil,projenin geçecegi iddia edilen Çatalca(bu ayrı bir konu, yer gizli tutuluyormuş rant olmasın diye aksine gizli olanda rant olur)ki İstanbul'un son 50 yıldan elinde kalan son yeşil rengidir.İstanbul'un uydu görüntülerine bakarsanız görebilirsiniz.Asıl yapılması gereken, milyarlarca liranın harcanması gereken, kalan son yeşil rengi nasıl koruyacağımızdır, çocuklarımıza nasıl bırakacağımızdır.Ama bırakın korumayı, projenin sunumunda kullanılan görsel dökümanlarda bile ağaç yok.
Son 50 yılda tarihinde olmadığı kadar derbeder edilen İstanbul'a bu kötülüğü yapma hakkını nereden buluyorsunuz?3.Köprü projesiyle kuzeyini bitirmeyi ant içmiştiniz kanal İstanbul ile İstanbul'u haritadan sileceksiniz.
Projede bilmem kaç tane konut varmış peki o konutlarda oturan insanları nerede çalıştırmayı düşünüyorsunuz var mı bir çalışmanız?Bu şehri daha ne kadar cazip hale getireceksiniz?
Sayın Başbakan Lütfen yapmayın buraya harcayacağınız milyarlarca lira ile bu ülkenin tarımına yatırım yapsanız inanın çok daha faydalı bir iş yapmış olursunuz.Dolaylı olarak aşığı olduğunu iddia ettiğiniz İstanbul'a en büyük hizmeti yapmış olursunuz göçü durdurarak.
Madem İstanbul aşığısınız sorarım size ;bir aşık maşuğunun kalbine hançer saplayabilir mi?O hançeri saplarsa bunun adı aşk mı olacak, cinayet mi olacak?
Lütfen İstanbul'a birde Aşık gibi bakmayı deneseniz?Aşık gibi bakmazsanız, rüyalarında İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han,geldikleri gibi gidecekler diyen Mustafa Kemal,gözleri kapalı İstanbul'u dinleyen Yahya Kemal ve niceleri ahirette sizi bulacaklardır.Bu kötülüğü kendinize yapmayın..

9 Şubat 2011 Çarşamba

Asgari Hayatlar

Necdet Tanışma (30) eşi iki aylık hamile ,iki gün önce asgari ücretle işe başladı.
Aydın Çapraz(35) iki çocuk babası.
Aydemir Çapraz (32) bir çocuk babası.
Abdullah Karakulak(50) işçi emeklisi üniversiteye giden oğlunu okutmak için asgari ücretle çalışıyor.
Hüseyin Yıldız(24)
Ali Yiğit, tornacı, iki çocuk babası.
Abdulkadir Kurt(42) asgari ücretle çalışıyordu.

Ostim'de elim olayda hayatını kaybedenlerden bazısının hayatları böyleydi.Hepsinin hayalleri vardı.Birisi doğacak çocuğu için ücretinin asgarisini düşünmeden azami güzelliklerin hayalini kuruyordu.Birisi çocuğunun başarı dolu karnesinin gururuyla çalışıyor bir diğeri oğlunun üniversiteye girmesini anlatıyordu gururla arkadaşlarına öyle ya bu ülkede üniversiteye girmek kolay bir işmiydi ?Ama onun oğlu başarmıştı işte ne güzeldi olsun varsındı o biraz daha fazla çalışsındı yeter ki oğlu okusundu zaten onun için kalkıp gelmemişmiydi büyük şehre sadece çocukları okusun ve onun gibi olmasınlardı onların hayatı güzel olsundu.Belki bir diğeri evlilik hazırlığı yapıyordu.Ama hepsi bir anda yok oldu hayatları ve hayalleri.Belkide onlar hiç yoktular.
Sadece olay Ankara'da olduğu için televizyonlar yayınlarını keserek verdi ölüm haberlerini, sadece ölümleri ile manşet olabildiler gazetelere.Oysa ki bu ülkede hiçbir zaman alamadıkları emeklerinin karşılığıyla manşet olamadı bu insanlar.Sabahın alacakaranlığından geceyarılarına kadar asgari ücret denen 655TL için çalışmalarını kimse sorgulamadı.Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 870TL, yoksulluk sınırının 2875TL olarak açıklandığı bu ülkede 655TL'lik asgari ücretle nasıl yaşamlarını idame ettirdikleri gerçegine kimse mikrofon uzatmadı,kimse kalem oynatmadı.Çünkü onlar ve onlar gibi milyonlarcası bu ülkede sadece nüfus sayımında ve seçim gününde varlar.Onlar yaşamlarıyla ödediler başkalarının ihmallerinin bedelini.Diğer milyonlar bütün bu düzene karşı yaşamaya çalışacaklar asgari ücretlerini, kuracakları azami hayalleri ile süsleyerek!!